İstanbul, dijital, pazarlama iletişimi, deniz, doğa, keşfetmek, yenilenmek, aile ve dostlar… Beni özetleyen kelimeler bunlar…

Dijital pazarlama ve  medya  ağırlıklı olarak profesyonel iş hayatında 15 seneyi devirdim. Hayat gerçektende çabuk geçiyor. Hotmail account’uma sahip olduğum 1998 senesi sanki dün gibi. O zamanlar online dünyanın içerisinde çalışacağımı bilmiyordum ama bir kaç ay geçirdiğim Londra’da habere erişmek için 2 pound’a Hürriyet gazetesi mi, yoksa internet cafede yarım saat dial-up bağlantı mı satın alsam sorusunun cevabı hep internetten yana oluyordu…

 

Öğrenmek bitmeyen bir süreç…

Öğrenmenin devam eden, hiç bitmeyecek bir süreç olduğuna inanıyorum. Beni heyecanlandıran konuların, yapmadan duramayacaklarımın peşinden gitmeye bayılıyorum. Hedefim çok basit, hep yenilenmek, yeni kalmak… Bu arayışlar bazı durakların kısa sürmesini sağlıyor belki ama ben zamanımı hep dolu dolu geçirmeye, her anın değerini bilmeye, hakkını vermeye çalışıyorum. Evren, etrafımda herşey benim için büyük bir enerji kaynağı ve beni pozitif etkilemeyen, yeni enerjiler ile dolup taşmamı sağlamayan hiç bir şeye de hayatımda yer vermemeye çalışıyorum.

İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunuyum. Dijital pazarlamayı sektörün en büyük oyuncularında çalışırken alaylı olarak öğrendim. Ama seneler geçipte geriye baktığımda mektepli olmayı özlediğimi farkedince yolum Kayışdağı yollarına uzandı. Yeditepe Üniversitesi Bütünleşik Pazarlama İletişimi Yönetimi Yüksek Lisans programını tamamladım. Sonrasında aynı bölümde 5 dönem ders verdim; yeni ekonomi, lokasyon bazlı pazarlama, bütünleşik pazarlama iletişimi ve iletişimde yeni eğilimler gibi birbirinin içerisinde ama aynı zamanda bambaşka alanlarda öğrencilerimle keyifli paylaşımlar yaşadım. Yeditepe’deki eğitmenlik durağım bitti ama yaşamımın bir döneminde seve seve yeniden yapmak istediğimi bilecek kadar çok sevdim üniversitede ders vermeyi.

 

Paylaşmak, öğrenmeye duyulan şükranın ifadesi…

Hayat hızlıca değişiyor demiştim. Aslında hayata, yeniliklere yetişmeye imkan yok. Ama yenilenmekte benim için büyük bir ihtiyaç. Yeni bir şeyler öğrenmeden geçirdiğim bir gün olmasın istiyorum. Bu yüzden her ne kadar sabahın sessizliğini, o insanın içini hafifçe ürperten serinliğini sevsemde kendimi gece insanı olarak tanımlıyorum. Günün koşturmacasından fırsat kalmadığında, keşiflerimi gecenin sessizliğinde buluyorum. Bu keşif okuduğum bir blog yazısı ya da bir makaleden çıkardığım analizde olabiliyor, bazen de şehirde yeni açılmış bir restautant’taki yeni bir tat. Genelde bu keşifler eşimin “hadi kapat artık” demesi ile son bulsa da, kendisine hiç kızmıyor; bana karşı sabrından, sevgisinden ve ilgisinden dolayı teşekkür ediyorum.

 

Öğrendiklerimi, kazanımlarımı paylaşmayı seviyorum.

Çok uzunca bir süre blogspot adresindeki kişisel blog’um ve anythingdigital.net domaininde yayınladığım dijital blogum arasında gidip geldim. İnsanın çok kozmetik malzemesi olunca hiç birini kullanamaz ya, ben de birden fazla blogu güncelleyemedim, soğudum bu işten. Artık blogum tek; cagancaglar.com. Dijital pazarlama, yeme-içme, seyahat, beğendiğim ürünler v.b. hepsine yer veriyorum. Konu ayrımım yok. Bazı konular ilginizi çekmeyecek olabilir, dert etmeyin, atlayın, başkasına geçin. Bu arada blog yazamayacak sıkışıklıkta olduğumda ise twitter adresimde paylaşıyorum. Bir de mobil uygulamalara meraklı olanlar için müjde; gerçekten çok sık güncellediğim Anything Digital isminde bir dergim var Flipboard’da.

 

Sevgiyle ve sağlıcakla kalın.

 

Çağan Çağlar

10.01.2015