Sicilya’nın başkenti Palermo’da 28 saat. (Gezi notlarım)

Düğün için geldiğimiz adada Napoli’den geliş – gidiş durağımız Palermo olunca düğün sonrası burada en az bir gece kalmadan dönmek istemedik. Ama itiraf etmek gerekirse Palermo’ya pek hazırlık yapamadan, okuyup araştıramadan gittik. Ama bütün bu hazırlıksızlığımıza rağmen 8 gün süren İtalya gezimizin en güzel duraklarından biri Palermo idi. Şehri de, mutfağını da, düzenini de iyi tanıdık, çokta keyif aldık.

IMG_6434

Palermo güzel, düzenli bir şehir. Napoli’ye göre kesinlikle çok daha temiz. Havalimanı şehrin biraz dışında. Liman ise şehrin neredeyse tam kalbinde. Bu yüzden adaya ulaşmak için deniz yolu iyi bir alternatif.

Palermo’da bir akşam, birde öğle yemeği yedik (atıştırma ve içkileri muaf tutuyorum), her ikisi de çok güzel notlar aldı bizden. Sicilyalılar patlıcan, kırmızı et, domatesi yemeklerinde kullanmasını gerçekten çok iyi biliyorlar. Bu sene İtalya’ya doyduğumuz için önümüzdeki 1-2 sene içinde değil ama 10 yıla da kalmadan Sicilya’da araba kiralayıp köy köy gezeceğimize dair büyük bir his var içimde nedense :P

Şehirde geçirdiğimiz 28 saati özetleyerek devam edecek olursam; Cumartesi günü öğleden sonra 4 civarı Palermo’ya gelip direkt otele giriş yaptık, çokta oyalanmadan keşfe çıktık. Palermo’nun kalbi sayılabilecek meydanlar turist ve yerli halkla dolu idi, şehrin enerjisi bir çok Avrupa şehrine göre çok yüksekti. Gezinirken acıktığımızı farkettik ama öğle yemeği saatini kaçırdığımız için resmen aç kaldık. Sonunda açık olan bir kaç dükkandan biri olan bir dondurmacıdan mini sandviç ve kahve alıp, şekerimizi dengeledik ama bu bize çok iyi ders oldu, İtalya’da öğle yemeği kaçırmanın neye mal olabileceğini anladık, gezinin devamında bir daha aç kalma tehlikesi geçirmedik :)

Aslında aç kalmanın ötesinde eşiminde benim de akşam yemeği için ilgimizi çeken lokal bir restauranta gitme düşüncemiz vardı ama 1 saatten fazla yürüyüp, bir 15 dk’da yerini bulmak için uğraştıktan sonra ancak ertesi gün öğlene rezervasyon yaptırabileceğimizi anladık. Bir sonraki günün planının netleşmesinden mutlu, hadi biraz dolaşalım, otelin yakınlarında bir dolu restaurant var, bir tanesine gireriz dedik.  Allahtan ikimizin aklında da otelin yakınlarında dikkatimizi çeken Osteria kalmıştı. İyi ki de kalmış, Palermo’da iyi fiyata, iyi lezzet ve servis alabildiğimiz bir mekandı. Üstelik turistik alanlara da yakınlığına rağmen.

Palermo için küçük ipuçları.. 

Öncelikle şehir çok düz. Rahat rahat saatlerce yürünebiliyor. Biz yürümeye başladığımızda Via Cavour üzerinden Teatro Massimo‘nun olduğu alana gittik, iyi ki de öyle yapmışız. Şehrin turistik kalbi tam bu bölge. Eğer bir kaç gece kalacaksanız Teatro Massimo’da bir opera izlemek için önceden biletinizi ayarlamanızı öneririm. Al Pacino’ya suikast yapılan bu mekanda ingilizce turlarda düzenleniyormuş. Teatro Massimo’nun önündeki cadde olan Via Maqueda sadece yayaların ve bisikletlilerin girebildiği ucunu göremeyeceğiniz kadar uzun (bana öyle geldi) bir cadde. Yine bu caddeyi dikey olarak kesen Via Vittorio Emanuele‘de harika bir park olan  Giardino Garibaldi‘den başlayıp (marinaya yakın), Palazzo Reale‘ye kadar devam ediyor. Biz zamanımızın darlığından sebep (28 saat) kilise, müzeleri dışarıdan seyretmekle yetindik. Açıkçası 2 gün önce kilisede nikah için 2 saate yakın geçirince zaten kiliseye doymuşuz onu da anladık :)

Taksiye binmeye hiç gerek duymadık. Pazar günü Monte Pellegrino’ya gitmek istediğimiz için kişi başı 3.50-3.70 Euro gibi bir fiyata günlük otobüs kartı aldık. Malaesef Monte Pellegrino‘ya vakit darlığı ile gidemedik, aklımızda da kalmadı değil. Ama acısını fena çıkardık. Avrupa şehirleri pazar günleri ölü şehir gibidir. Kiliselerin sabah ayinleri sonrasında öğlen yemeği için restaurantlar açıktır, bazı şehirlerde de müzeler. Palermo bu klasik tarzın dışında şehir de bir çok açık pazara ev sahipliği yapıyor. Biz de bu pazarlardan en büyüğünü görmek için Ballaro bölgesine kadar yürüdük. Hatta biraz fazla içlere girmişiz ki, bit pazarı olarak adlandırabileceğimiz bölgeler, şehrin fakir bölgeleri de tüm acımasızlığı ile önümüze çıktı. O zaman daha iyi anladık ki her şehrin bir de arka kapısı, görüntüsü var.

Bit pazarı değil de para harcayabileceğiniz alışveriş mekanları ile ilgileniyorsanız şehirde gitmeniz gereken cadde. Via Ruggero Settimo. Önünden sadece araba ile geçtim ama Nişantaşı, İstinye Park’ta görmeye alıştığımız İtalyan markaları burada bolca var.

 

Bu kadar gezip dolaşınca insan acıkıyor haliyle :P Dilerseniz ne yediğimize geçeyim :)

Cumartesi akşam yemeği için bizim otele yakın olan Osteria’ya ulaştığımızda o kadar acıkmıştık ki, menüde resmen zorlandık. Tam bir kırmızı et canavarı olan eşim, tercihini et haşlamadan yana kullandı. Karbonhidrat yasağını İtalya’da olmamızın sebebi ile delen ben ise makarna tabağının dibini gördüm :)

IMG_6421
Eşimin yediği et haşlama. Ispanaklar diri. Et dokununca dağılacak kadar şahane pişmiş.

 

IMG_6419
İşte patlıcanlı, ricotta peynirli spagetti. Çok sade, leziz.

 

IMG_6417
Bu aslında başlangıç tabağımızdı. Ne kadar farklı patlıcan mezeleri olduğu dikkatinizi çekmiştir. Tadları birbirinden apayrı idi. Ortadaki sarıya çalan şey ise balkabağı.

 

Bütün bu yediklerimizden memnun kaldıysanız gururla bu minik Osteria’yı öneririz. Osteria Fratelli Lo Bianco, şehrin ana dikey caddelerinden Via E. Amari üzerinde bir mekan.

 

Gerçek bir lokal Osteria Deneyimi: Osteria Ai Cascinari

Bir gün önceden gidip yüz yüze rezervasyon yaptırdığımız lokal restaurant ise Foursquare’de 10 üzerinden tam 8.9 puan alması ile bizi inanılmaz beklentiye sokmuş idi.  Mekan çok sade, aslında pek iç açıcı olmayan bir bölgede, öyle ki ararken buralarda gerçekten iyi bir restaurant olabilir mi diye düşünmedik değil. Girişi daracık, ama içeriye doğru ilerledikçe salon üzerine salonlar çıkıyor. İtalyanların pazar öğle yemeklerini aileleri ile gelerek yedikleri, geleneksel bir lokanta arıyorsanız tam yeri.

Pazar öğlen yemeği için gittiğimiz mekanda da siparişte zorlandık. Ama her zamanki gibi yine bir çok şey söyleyelim, birlikte yeriz diye yola çıktık eşimle :) Şimdi dönüp resimlere bakıyorum da bize başlangıçta ikram ettikleri inanılmaz güzel lezzetler vardı, herhalde fotoğrafını çekemeden mideye indirmişiz :) Patates, hamur kızartmalarından oluşan güzel bir başlangıç. Merak etmeyin, siparişini vermeseniz de masaya getiriyorlar.

Benim İtalya tatilimizde herhalde bıkmadan yediğim bir gnocchi vardır, diğeri de kalamar ızgara. Hakikaten kötüsünü yemek denk gelmedi, buradaki de hem çok taze, hem de pişirimi çok lezizdi.

 

IMG_6455
Efenim meşhur kalamar ızgara. Ben galiba maydanozun zeytinyağı ile birleşimine ayrı bir tav oluyorum :)

 

IMG_6450
Ravioli pek lezizdi. Yarısı peynirli, yarısı ıspanaklı geldi. Ben peynirlinin içindeki peyniri pek sevemedim, bizim lor peynirine benziyordu, ama ıspanaklı olan pek lezizdi.

 

IMG_6451
Bu da malesef beni hayal kırıklığına uğratan tabak idi. Günün çeşitli balıklarından hazırlanmış spagetti. Resimden de farkedebilirsiniz, biraz kuru bir makarna idi. Şimdi düşünüyorum da keşke zeytinyağı falan isteyip biraz daha yumuşatsaymışım.

 

IMG_6456
Fıstıklı pastam. Enfesti, harikaydı. Yanında single espresso ile ısmarlayın.

 

Burası ile ilgili aklımda kalan tek şey ise malesef midemde yer kalmadığı için ısmarlayamadığım köfte oldu. Kocaman 3 adet, domates soslu köfteyi yan masadaki İtalyan ısmarladı da Allahtan, kızın köftelerini gözümle yedim de biraz olsun hevesimi aldım :) 8.9 aldı mı senden diye sorarsanız; başlangıç, servis ve etraftaki İtalyan aileler çok ilgimi çekti, ama malesef biraz fazla beklentiye girdiğimizi anladım. Ama yine de güzel bir deneyimdi.

 

Palermo’yu da mutfağını da çok sevdik. Keşke vaktimiz olsaydı da iç bölgelere köylere doğru da gidebilseydik. Şehirde bu lezzetler varsa kim bilir oralardan neler çıkar :)

Artık bir kaç seneye inşallah…

Not: Bu 28 saat, 8 gün süren İtalya gezimizin bir parçası idi. Napoli önerilerime buradan, Amalfi (Pompeii, Amalfi ve Sorrento Coast) önerilerime de buradan ulaşabilirsiniz.

Category : seyahat