Sağlıklı beslenme & yaşam & yoga – kendime notlar

Bu yazı son 2 senede yoga, yeni beslenme düzenimle ilgili yaşadıklarımın kendime kısa bir özeti. Lütfen doktorunuza danışmadan benim yaptıklarımı denemeyiniz. :P

Yaklaşık 2 seneye yaklaşıyor yogaya başlamam. Kendime doğum günü armağanı gibi bir şeydi. Aslında içindeyken çok anlamasam da; yoganın hayatıma girmesi iç dengemi farklılaştırdı vücudumda ve kafamda, dolayısı ile hayatımda bir çok şeye dokundu, farklılaştırdı.

Meselelere bakışım, tüketim alışkanlıklarım değişti. Sadece para harcama olarak görmeyin sakın. Alışverişi azalttım ama alışverişin dışında hayatıma, vücuduma giren bir çok şeyi azalttım, değiştirdim, farklılaştırdım. Çok anlatamıyorum farkındayım, aslında anlatılacak değil de yaşanacak bir şey sanki.

Burgazada'da harika bir yoga gününden harika insanlarla bir anektod
Burgazada’da harika bir yoga gününden harika insanlarla bir anektod

 

Geçen sene Nisan ayıydı. Görümcemde ailecek yemekteyiz. Televizyonda kadının biri beslenmeden bahsediyor. Ama nasıl bahsetme. Anlatıyor mu, dövüyor mu belli değil. İlk defa Canan Karatay gören masum bir şehirlinin şaşkınlığı bende ki mazur görün lütfen :) Belki sadece 10-15 dk dinledim ama beslenme ile ilgili kafamda oluşan problemleri, anlamadıklarımı, kabul etmekte zorlandıklarımı benim dışımda biri ancak bu kadar güzel özetleyebilirdi. İşlenmiş karbonidratın zararlı olduğunu – hatta bir zehir olduğunu – 35 yaşından sonra öğrenen ben bir Canan Karatay fanatiği oldum diyebilirim. Hemen bütün kitaplarını aldım, okudum, okudum, okudum. Karbonhidrat bağımlılığım malesef çözülemedi ama hafifledi, azaldı. Sonucunda iki ay gibi bir sürenin sonunda rejimde olduğumu bile anlamadan sadece sağlıklı seçimler yaparak 1 beden küçüldüm. Sonrasında ne mi oldu? Yaz geldi, tatil geldi, dondurma sezonu geldi, bira geldi. Bir türlü yeniden havaya giremedim. Ama kış döneminde verdiğim kiloların da sadece %30’unu geri aldım. Bu bana yağdan kaybettiğimin ve vücudumun bu beslenme tarzını çok beğendiğinin en büyük sinyali oldu.

Kış ayları genelde sağlıklı beslenme ile ama çokta kafayı takmadan geçti gitti. Yine yaz geldi. Klasik dondurma, bira sezonuna girecektim ki bu sefer başka bir şey oldu. Kayınvalidem 1 günde sigarayı bıraktığı Neosante ismindeki merkezde biorezonans adı verilen bir method ile karbonhidrat ve şekeri hayatından azaltacağını söyledi. Söylemekle de kalmadı, denedi ve gerçekten de faydasını gördü. İşte benim 1 Temmuz’da kendisinin hediyesi ile Neosante’ye hem de hiç inanmadan gidip hayatımdan işlenmiş karbonhidrat ve şekeri çıkarmamın da hikayesi budur. 1 Temmuz 2015 benim için beslenme düzenimde yeni bir sayfa açtı. Şimdi anlat derseniz anlatamam ama 2 seansta (her biri yaklaşık 45 dk sürdü) bir yere oturdum, makinaya bağlandım, elime 2 çubuk verdiler, merak etme inanmasan da oluyor diye gülüp beni uğurladılar. Ha bir de elime 2,3 sayfalık bir liste verdiler. Bu ne dedim 21 gün boyunca uyumlama dönemin var, bu listeye uyman lazım dediler. Sonuçta 21 gün ağzıma işlenmiş karbonhidrat ve şekeri koymadım. Dışarıda yemek yerden köftenin içinde galeta unu olduğunu öğrenince kabak yemeği yedim, Bozcaada’da eşimin doğum gününde bir duble ile bile kendisine eşlik edemedim. Ama 21 günün sonunda inanılmaz bir şey oldu. 22. gün arkadaşlarım bize yemeğe geldi. Gelirken de izin isteyerek dondurma getirdiler. Ben minik bir porsiyon yedim ödül niteliğinde. Ertesi gün yogadayım. Dersin sonundaki derin gevşeme esnasında şöyle bir düşünce geçti aklımdan “Dondurmayı yedim, güzeldi. Ama abarttılacak kadar da değil. Hani yemesem de olurmuş.” Ben yazın günde 2 porsiyon dondurma yiyecek kadar severim keratayı halbuki. O an bir kez daha idrak ettim ki herşey beyinde olup bitiyor. Neredeyse Ağustos bitiyor, o minik porsiyon benim son 2 ayda yediğim tek dondurma olarak kaldı. Şekeri sadece meyveden alıyorum, 2 ya da 3 defa kendimi ödüllendirmek için ufak porsiyon tatlılar yemişimdir ama o da saatine dikkat ederek. İşlenmiş karbonhidrata gelecek olursak… O konu gerçekten takdire şayan bir hale geldi. Hayatıma yeni yeni besinler kattım. Kinoa, karabuğday. Bolca mercimek. İşlenmiş karbonhidrat yerine kompleks karbonhidrat ile vücudumun dengesini korumayı denedim. Başardım da.. Sadece kilo kaybı değil, hafiflemem hatta daha da esnemem bana yolumun doğruluğunu gösterdi.

Bu yolda bir de yardımcım oldu. İçine limon, nane bazen de salatalık kattığım sularım. Nereden duydum okudum hatırlamıyorum aslında ama beynimizin susuzluk hissini çoğunlukla açlık hissi ile karıştırdığını öğrendim bu yaz. Yani çoğu zaman acıktığımızı sanıyoruz ama aslında susamışız. Artık canım ağzıma bir şeyler atmak istediğinde önce bir kocaman bardak alıyorum elimde. Sanki bir kokteylmişcesine içinde türlü türlü sarı, yeşil renkler. Aradan 15-20 dk geçip hala canım bir şeyler istiyorsa meyve ve yoğurt ile ara öğün yapıyorum. Güzel işliyor, öneririm :)

Görsel : http://www.kadinvekadin.net/zayiflatan_basit_detox_icecegi-2.html
Görsel : http://www.kadinvekadin.net/zayiflatan_basit_detox_icecegi-2.html

 

Hadi biraz toparlayayım yazıyı artık. İşlenmiş karbonhidrat ve şekerin hayatımdan yok denecek kadar çıkması ile bir hafifleme oldu bende. Yogaya da devam. Hal böyle olunca konu sağlıklı beslenmeden çıktı bir zayıflama maratonuna dönmedi değil. Ama bu sefer büyük bir farkla. Diyet yapmıyorum da yepyeni sağlıklı beslenme alışkanlıkları soktum hayatıma.

Eylül’de bir farklılık yapıp bir detoks programına da katılacağım yağ yakımını hızlandırmak için. O deneyimimi de başka bir yazıda paylaşırım artık.

Beni bu süreçte en çok etkileyen şeyi özetleyerek sona gelmek istiyorum.

Gerçekten herşey beyinde başlayıp bitiyor. Bize mutluluk verdiğini sandığımız şey aslında zarar verebiliyor. Konu tamamen bizim nasıl baktığımızda.

Yakınınızda hep güzel bakan insanlar olsun.

Sevgiler,

 

Category : yaşam
Tags :