TEDxReset 2010 izlenimlerim

Bu blog sadece ve sadece digital dünyaya ilişkin konuların yeri ama 14 Ocak’ta Boğaziçi Üniversitesi Albert Long Hall’da katıldığım TEDxReset etkinliği, sosyal medyayı o kadar etkin kullandı ki bu blog’da mutlaka değinmem gerektiğini düşündüm.

Bir kaç haftadır heyecanla beklediğim bir günlük organizasyon bana mini reset yaşattı, gerçekten çok özel bir deneyimdi, buradan tüm emeği geçenlere teşekkürler.

Önce TED’de nedir diyenler için mini bir bilgi notu;
TED, öyle sıradan bir organizasyon değil, dünyanın en ünlü politikacıları, aktörleri, düşünürleri, yazarları bu etkinliğe katılıyor, konuşmacı oluyor. Öyle hadi bende gideyim demek yetmiyor, TEDxReset’in küratör’ü Ali Üstündağ, konferans açılışındaki konuşmasında 2 sene sıra bekledikten sonra, raslantı olarak TED board’dan biri ile tanıştığını ve ondan yardım alarak gittiğini belirtti. Biletler de pek ucuz değil malesef.

Ama en güzel haber, TED’deki konuşmaların videolarına buradan ulaşabilirsiniz.

Tüm gün boyunca yaklaşık 20’ye yakın konuşma yapıldı. TED’in standart 18 dk’lık konuşma süresinde oldukça yüksek tempolu konuşmalardı bunlar, hepsine ilişkin notlarımı yazmak isterdim ama beni en etkileyen konuşmalara ve cümlelere yer vermek durumundayım… Facebook sayfasından da belirtildiği gibi, bir süre sonra siteye de videolar eklenir, oradan tamamını izleme imkanı bulursunuz…

Sihirbaz Kubilay Tunçer, eğitimi ve mesleği ile beni en çok şaşırtan isim oldu. Odtü’den psikoloji lisansı ve bilim felsefesi yüksek lisansı bulunan Tunçer, halen Bilgi Üniversitesinde “Kaos Yönetimi” dersi veriyor…

Önce set (kalıplar) var, hayata bakışımızı belirleyen. Bu kalıplar içerisinde hareket ediyoruz…
Biz aslında insanları kandırmıyoruz, insanların kendi kendilerini kandırabilecekleri psikolojik koşulları üretiyoruz…
İnsanlar ne kadar geniş bir perspektiften bakarlarsa yanılma ihtimali de o kadar düşük oluyor.
İnsanlar hep burunlarının önündeki şeyi göremezler…

Alphan Manas, kendi girişimleri ve fikirlerine karşı olanlara bolca yüklendiği konuşmasında “Gelecek kaygılarının olmadığı bir ülke yaratmak lazım beyin göçünün engellemesi için” cümlesi ile kafama yer etti.

Yard.Doç.Dr.Rahmi Oruç Güvenç ve ekibinin session’ı”konuşma demek yetmez” salondaki bir çok kişiyi İstanbul’dan aldı, okyanuslara, bozkırlara, ormanlara götürdü getirdi 18 dk. içerisinde… Nasıl götürmesin ki? Kendisinin konuşmasında belirttiği gibi, Gazi Üniversitesi ile ortak yaptıkları çalışmada Türk musikisinin stres hormonlarını %40 oranında düşürdüğü görülmüş.

EsetAkcilad, ilginç yaşam hikayesi ile olduğu kadar konuşmasını İngilizce yaparak ta salonu şoka uğrattı. Nasıl olurda Kars doğumlu bir Türk, sadece son 10 senesini yurtdışında geçirerek kendini Türkçe anlatamaz hale gelir, inanın kimse çözemedi.

“Eğer kendinizi rahat ve güvende hissettiğiniz “comfort zone”dan çıkarsanız, neler yapabileceğinize dair bir örneğim ben” cümlesi konuşmasında beni en çok etkileyen yer oldu. “Not exception, just an example” diyerek te perçinledi.

Hayatın güzel tesadüflerle, karşımıza çıkacak iyi insanlar ile ne kadar da değişebileceğinin güzel bir örneği geldi bana da gerçekten..


Konuşmasını en beğendiğim isimlerden biri Serdar Savaş oldu.

Kısa kısa konuşmalarından;

Yaşamın sonunda kendi yanağımızdan makas almak ister miyiz? Ne yaparsam, makas alırım? İşte bu soruyu bugün sormak lazım!
Kendimizi tanımlarken kullandığımız bir çok özelliğimizi (cinsiyet, din, millet v.b.) biz seçmiyoruz.
Ama bu özelliklerden dolayı da ölüme bile gitmekten çekinmeyebiliyoruz, savaşlar çıkarabiliyoruz.
Öğrenilmiş çaresizliklerimiz bizi beynimiz içerisinde sınırlıyor. Bütün sorun aşmak için o motivasyonu bulamamızda.

İnanılmaz bir hikayesini paylaştı. Genç yaşında kariyerinde hangi yöne gideceğini bilemediği bir dönemde Vehbi Koç ile karşılaşır bir uçak yolculuğunda. Allem ederi kallem eder, yanına oturmayı başarır. İçinden çıkamadığı denklemi anlattığında Koç düşünür taşınır, verdiği cevap yaşamında bir cevabıdır aslında; “Sabah kalktığında hangi işe heyecanla koşarak gideceksen onu yapacaksın.”


Defne Koryürek, zerafeti, o küçük bedenindeki inatçı kadınla şaşırttı beni.

Belki sadece 18 dk konuştu, ama yiyeceklere ve hayata bakışı beni etkiledi. İnanılmaz mükemmelliyetçi.. Fuaye’deki sohbetimizde “çok eksiktim” dedi.

Bana göre değme konuşmacılara taş çıkarttı.
En kısa zamanda restaurant’ını bulup, doya doya korkmadan yemek yemek istiyorum.

Cem Mumcu inanılmazdı. Bir an herhalde TED tarihindeki en argo konuşmayı yaptığını düşünürken buldum kendimi :)
Konuşmasından kısa kısa..

Süreç ilişkisine çokça değindi.. Hayat zaten bize zaman zaman kendiliğinden reset atıyor, bu noktada süreç ilişkisi çok önemli. Benliğimin hangi parçasını unutacağım, hangileri bana lazım..

Bir zamanlar belli süreçler içerisinde önemli olan ama şu anda önemsizleşen şeyler var hayatımızda…

Aidiyet ve kimliklerimize iyi bakmak lazım. (Irk, ulus, aile v.b.) Her biri bizi korur, kendimizi güvende hissederiz, etrafımıza bir sur çevrilidir. Ama sur’un öteki tarafında da “ötekiler” vardır. Onları görmeyiz, görmek istemeyiz, onlardan biri olmamıza da zaten izin verilmez…

Son Söz

TEDx inanılmaz bir deneyimdi. Mutlaka organizasyonlarını takip edin, kendinizi ve hayatınızı reset’lemek için bu fırsatı sakın kaçırmayın. Hatta en yakını haftaya 23 Ocak 2010’da. Davetiye için acele edin.

Rahat kıyafetler giyin, günün çoğunluğunda oturacağınızı aklınızdan çıkartmayın.

Son not :)
Etkinlikteki arkadaşlığı ve güzel fotoğrafları için Sevgili Müge Cerman‘a çok teşekkür ederim.

Tags :